Silivri Proje Ofisi

Danışmanlık - Proje Yönetimi - Tasarım - Eğitim Hizmetleri

Firmamız; Kurumsal Ar-Ge Danışmanlığı, Yalın Üretim, Proje Yönetimi ve Proje Danışmanlığı, TUBİTAK / KOSGEB Projeleri, Süreç Yönetimi, Kalite Sistemi, Yurtiçi / Yurtdışı Belgelendirme hizmetleri konusunda uzmandır.

Patent Değerleme Nedir?

Herhangi bir ürüne patent alındığında veya yapılan bir iyileştirme ile faydalı model belgesine sahip olunduğunda en önemli konu böyle bir ürünün satılabilirliğidir. Böyle bir ürünün satılabildiği kabul edildiğinde ise önemli olan satış fiyatıdır. Peki bu ürünün satış fiyatı nasıl belirlenmelidir? Nadir de olsa bazı durumlarda böyle bir varlığın ortaya çıkarılmasından yüksek kazanç beklenmese de, gerek kişiler ve gerekse de kurumlar ve şirketler bilgi ve teknoloji ile elde edilen bu metanın kazanç olarak geri dönüşünün sağlanması ile mutlu olacaklardır.

Öncelikli olarak, hem patentlerin değerlemesinde yer alan teorik ilkeleri ve aynı zamanda belirli bir değerleme durumunda uygulanan yol ile ilgili değerlendirmeler için yol göstermeye çalışacağız. Her şeyden önce, değerlemenin temel bazı prensipleri ile ilgili kısaca görüşlerimi belirteceğim. Patent değerleme ile ilgili bir gelir yaklaşım çalışması ve buna yönelik pratik uygulamalar da konuya açıklık getirecektir.

Pek çok şirkette konunun muhasebeleşmesi amacıyla patentlerin değerlemesi ile ilgili yorumlar maalesef sınırlı kalmaktadır. Değerleme modelleri muhasebe standartları ve onların yorumu ile bir masanın üzerine yatırılan spesifik kabullerle karakterize edilir.  Herhangi bir değerleme için ön koşul, ki uygulanacak değerleme metodolojisinin ayrıntılı bir şekilde anlaşılmasına ek olarak, değerlemeye sebep olan bilgi ya da değerli olan nesnenin açık ve net bir şekilde sınırlandırılmasıdır. Bundan sonraki paragraflarda patentlerin değerlemesi ile ilgili şimdiye kadar uygulanan metodları da belirtmiş olacağız.

Bir nesnenin değeri, mesela patent ya da şirketin tümü bile, şirketin sahibine getirilen fayda ile elde edilir. Bu faydayı ölçmek için, bu ilke üç farklı kategoride incelenebilir;

  • Gelecekte oluşacak veya oluşması beklenen gelir.
  • İlgili nesne veya benzer nesneler için mevcut piyasa fiyatları
  • Benser bir nesne elde etme ile ilgili maliyet

Temel değerleme yaklaşımı özetle aşağıdaki üç farklı yaklaşım ile sağlanabilir;

  • Gelir yaklaşımı
  • Market yaklaşımı
  • Maliyet yaklaşımı
Değerlemenin pratiğinde, özellikle entelektüel varlıkların değerlemesi, bu yaklaşımlar farklı formlarda olacaktır. Temel değerleme yaklaşımları ile ilgili iki yaklaşımın, özellikle market ve gelir yaklaşımları, Hibrid yaklaşımları vurguyu hak etmektedir. Buna ek olarak, pek çok makalede bu üç temel kavrama ek olarak başka değerleme yöntemlerine dair literatür çalışması örneklerine yer verilmiştir. Bununla birlikte bu yaklaşımların yapılan bir analizi ortay koymaktadır ki, diğerleri temel konseptlerin bir adaptasyonudur .

Gelir yaklaşımı;
Daha önce de kısaca bahsettiğim gibi, gelir yaklaşımı metodu çıkış noktasını değerli varlıktan zaman içinde ( gelecekte ) elde edilebilecek muhtemel kazançtan alır; Verilen lisanslara ait bir patent durumunda, örneğin, bu konu sahibine gelecekte kazandıracak olan royalty gelirlerinden türetilir, ve hem hissedarlara ve hem de yatırımcılara gelecekte ödenecek olan temettü gelirlerine de bağlıdır. Değerleme yaklaşımının çıkış noktası bu nedenle gelecekteki gelirleri elde etmek için değerlenebilecek nesnenin yeteneğidir.
Gelir yaklaşımı ile ilgili amaçlar için “ Gelir ” aynı zamanda ulusal royaltiler ile ilgili kazançları da içerir. Ve üçüncü bir tarafın ödeyeceği telifleri de içerir. Çeşitli alternatiflerin karşılaştırması değerlenecek nesneden ya da varlıktan elde edilen gelirlerin gelecekteki akışlarının indirgenmesi ile gerçekleştirilir. Bu durumda, indirgeme oranı alternatif yatırımları temsil edebilir. Değerlenecek olan varlığın ortaya çıkan değeri, gelecekteki gelir ödemelerinin bugünkü değerlemesi ile tanımlanabilir. Gelir yaklaşımında kullanılan değerleme yöntemleri indirgenmiş nakit akışı yöntemleridir.

Pazar yaklaşımı;
Maddi olmayan duran varlıkların değerlemesinde tercih edilen Pazar yaklaşımı, piyasa katılımcılarına sağlanacak olan yararın tahminine dayalı olması gerektiği temeli üzerinde çalışır. Diğer şartların sağlanması koşuluyla, yaklaşım rekabetçi piyasalarda nesnenin yaratılan fiyatı üzerinde hareket eder.  Eğer değerlenecek olan varlık, aktif bir piyasa üzerinde kendi kendine işlem görürse, piyasa fiyatı varlığın değerinin en güvenilir tahmini sağlar. Eğer bu durumda değilse, karşılaştırılabilir varlıklar bir kılavuz olarak kullanılmalıdır ve Pazar fiyatları değerlenen varlığa transfer edilir ( kılavuz yöntemi ).

Eğer kılavuz yöntem kullanılırsa, hesaplama için ilk adım, karşılaştırılabilir varlık ile referans parametre arasındaki ilişkiyi hesaplamaktır. Değerlenecek olan varlığın değerini belirlemek için, bu durumda bu çoklu yöntem değerlenecek olan varlığın referans parametresine uygulanmalıdır. Örneğin bir patentin değerlemesi durumunda, karşılaştırılabilir benzer bir patent ile korunan bir ürünün bilinen Pazar fiyatı ile mevcut yıllık satış bilgisine dayalı bir çalışma yapılabilir. Yani patent ile korunan ürünün geçerli yıllık satışları uygulama yöntemlerinden birini teşkil etmektedir.

Değerlenecek olan varlık aktif bir piyasada işlem görmüyor fakat piyasa yaklaşımı hala uygulanıyorsa, bu durumda değerlenecek olan varlığa göre kıyaslanabilir mevcut bir varlığın olması ve piyasada fiyatının biliniyor olması gereklidir. Eğer benzer bir varlık aktif bir piyasada işlem görmüyorsa, bu durumda ise piyasa fiyatlarının belişrlenmesi için karşılaştırılabilir dönüşümler yapılmalıdır. Eğer ilgili dönüşümler tanımlanabilirse, kesin bir analiz işlemine gerek duyulur, özellikle ayrıntılı şartlar ve hangi koşullar altında gerçekleştiği çok fazla önem kazanacaktır.

Bu yöntemi uygulamak için bu ön koşullar göz önüne alındığında, özellikle patent değerlemesi için piyasa yaklaşımı uygulama kapsamı açık ancak sınırlıdır.



Maliyet yaklaşımı;
Maliyet yaklaşımı ile, değerlenecek olan varlığın değeri yararın elde edilmesi için sahibine sağlanacak olan bir varlığı elde etmek için gerekli miktarı ile belirlenir. Burada esas olarak önemli olan konu hangi yaklaşımın temel olarak alınacağıdır.
Yerine geçme ilkesinin bir sonucudur ki maliyet yaklaşımı değer için bir üst sınırı oluşturur: rasyonel hareket eden bir yatırımcı herhangi bir varlık için gelecek olan yarardan elde edilmesi için oluşacak miktardan daha fazla  harcamak zorunda kalınan miktardan daha fazla ödemez – eğer değeri gelir yaklaşımını benimserken daha yüksek olsa bile –. Maliyet yaklaşımı çeşitli şekillerde bulunabilir: bir temel form; “ tam olarak yinelenen “ bir yeniden üretim maliyeti olarak değerlenecek varlığın özdeş yeniden üretiminden başlar. Diğer ana biçim eşdeğer bir yarar ile bir nesnenin üretimi ya da taşere edilmesi temeline dayanır ki, bu yenileme maliyetidir. Yenileme maliyetinin aksine, yerine koyma maliyeti değerlenecek olan varlığa ait unsurları dikkate almaz. Fakat değerleme esnasında herhangi bir yarar da sağlamaz.
Maliyet yaklaşımına göre değer hesaplanırken, uygun olduğu yerde, fiziksel bozulma ve teknik ve ekonomik eskimenin de    ( amortismanlar ) dikkate alınması gerekli olabilir.
Maliyet yaklaşımının uygulama kapsamı sınırlıdır, çünkü oluşabilecek yararların sonucuna ulaşmak için bir nesnenin üretimindeki maliyetler gerçekten yapılmış olmalıdır. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi düşünülebilir, örneğin, içinde büyük miktarda yatırım gerektiren ancak özel bir durum içinde çok küçük yararların sağlandığı projeler de bu kapsamda değerlendirilebilir. Maliyet yaklaşımı değerin üst limitine ulaşırsa her şey önce kullanılır. Maliyet yaklaşımı aynı zamanda varlığa dayalı bir yaklaşımı da içermektedir.

Gelir, Piyasa ve Maliyet Yaklaşımları arasındaki İlişkiler;
Gelir ve Maliyet yaklaşımları aynı yararı sağlayan bir varlığı elde etmek için gerekli miktara dayanmaktadır. Gelir yaklaşımı ile, bu yararın ölçümü değerlenecek olan varlıkla ilgili gelir vasıtasıyla belirlenir. Piyasa yaklaşımı ile bağlantısı ise piyasa fiyatları maliyetleri hesaplamak için başvurulduğunda ortaya çıkar.
Değerlenecek varlık, makine, patent ya da marka gibi bireysel varlıklar olabilir, fakat aynı zamanda patent portföyleri ya da tüm iletmeler için de değerleme yapılabilir.  Değerlenecek olan varlık zaten konu ile tanımlanır. Bu nedenle, diğer değerlenecek olan varlıklar düşünmeye gerek yoktur. Bununla birlikte, değerlenecek olan varlığı ayırmak çok önemli bir sebeptir ki, bu durum değerleme yaklaşımının bazı temel parametrelerini belirler, gelir yaklaşımını uygulamak onun gelecekteki gelirleri oluşturmasını sağlar ki net bugünkü değer hesaplamasında dikkate alınır.  Piyasa yaklaşımı en azından değerlenecek olan bir varlığın karşılaştırılabileceği bir varlığın mevcut olduğunu öngörür.  Bu durum karşılaştırılabilir varlığın seçiminde değerlenecek varlığın belirleyiciliği için doğaldır. Maliyet yaklaşımı ile, üretilecek ya da yenileştirilecek varlık değerlenecek varlığa yöneliktir. Yani mevcut üretilen ya da iyileştirme çalışması yapılan bir ürün bu kapsamda değerlendirilebilir.
Değerleme sürecinde – özellikle bireysel varlıkların olduğu durumda – değerlenecek varlık ve diğer nesneler arasındaki olası ilişkiler de dikkate alınmak zorundadır. Özellikle, şu gerçeği dikkate almak gerekir ki; değerlenecek varlık büyük bir kuruluşun parçası olabilir ve ikinci bir kuruluş tahsis edilebilir.

Kaynak: “ Innovation Performance Accounting “, Wilhelm Schmeisser - Hermann Mohnkopf - Matthias Hartmann - Gerhard Metze

Dr. Mak. Yük. Müh. Süleyman TOKAY


Hizmetler

Kurumsal Ar-Ge Yönetimi 
Proje Yönetimi 
Süreç Yönetimi 
İş Metod Etüdü uygulamaları 
MTM Standart Zaman Uygulamaları 
TUBİTAK / KOSGEB Projeleri 
AB Projeleri, Dernekler Dairesi Projeleri

Sosyal İletişim

Facebook Twitter Linkedin Youtube


Bizi Sosyal Medyada Takip edin.




İletişim

Piri Mehmet Paşa Mah. Piri Paşa Sok. No:8  
Ziya Aslan İş Hanı No:50  
Silivri İSTANBUL  

Tel: 0 532 548 1473  

www.silivriprojeofisi.com  
info@silivriprojeofisi.com